• Dolar 7,8187
    Euro 9,3602
  • Altın 449.547
    Bist 1328.73
  • Ankara

ŞEHİT SEHER YAŞAR'IN BABASI KARAR SONRASI “GÜN YÜZÜ GÖRMESİNLER, SÜRÜNSÜNLER”

POLATLI'DA VAKALAR TÜRKİYE ORTALAMASININ ALTINDA

BÖYLE BİR AYIP OLUR MU? NEYİ TATMİN EDİYORSUN ?

POLATLI'DA KADES ANLATILDI

VAKALAR ARTIYOR DENETİMLERDE TAVİZ VERİLMEYECEK

BUZAĞI DESTEK ÖDEMELERİ BUGÜN YAPILACAK

Polatlı

Polatlı Haberleri

GÖK “ESKİŞEHİR'LE POLATLI ARASINDAKİ BU SU SORUNUN GİDERİLMESİ GEREKİYOR”

24.10.2020 13:53
GÖK “ESKİŞEHİR'LE POLATLI ARASINDAKİ BU SU SORUNUN GİDERİLMESİ GEREKİYOR”

 

Cumhuriyet Halk Partisi Ankara Milletvekili Levent Gök, Polatlı ilçe örgütünü ziyaret ederek partilileri ile biraraya geldi. Polatlıda tarımdan ekonomiye sanayiden Gökpınar barajına kadar pek çok konuyu ele alan Gök Pancar taban fiyatlarının belirsizliğinden dem vurarak Polatlı çiftçinin sorunlarını meclise taşıyacağını kaydetti.

 

 

CHP Ankara Milletvekili Levent Gök Polatlı’da ilçe çiftçilerinin sorunlarını dilllendirdi. Pancar taban fiyatları ve Polatlı çiftçinin umudu olan Gökpınar Barajına ilişkin bir dizi değerlendirmelerde bulunan Gök “Eskişehir ile Polatlı arasındaki bu su sorunun giderilmesi gerekiyor”dedi.

Gök “DSİ Barajla ilgili onlar planlamalar içerisinde var ama icraata başlama konusunda bir İradeleri yok. Örneğin; Elmadağ’da aynı sorun yaşanıyor. Elmadağ’da müteahhitle 3 yıl önce bir sözleşme imzalanmış, bir lojide ÇED raporları çıkmış ama daha baraj yapılmıyor. Tabii kaynak sorun olduğu ortada. Dolayısıyla Ankara Çiftçimizi ilgilendiren konu bunların yapımı. Özellikle Polatlı Türkiye’nin en büyük hububat deposu yani burayı bizim çözmemiz lazım ki Türkiye’ye de faydası olan bir yer. Şuanda en güncel sorunu pancardaki taban fiyatın belirlenmemesidir.

ESKİŞEHİRLER OLAN PROBLEM ÇÖZÜLÜRSE SORUNUN TEMELİNDE O YATIYOR

 

Bu sulama işi kardan gelen sularla ben ama özellikle Eskişehir’den gelen Eskişehir’le olan görüşmeleri çok önemsiyorum onun giderilmesi su ne kadar fazla olursa Polatlı çiftçisi o kadar daha fazla ürün elde edecek bunların hepsi olumlu adımlardır. Bunların hepsine katkı sağlamak için bizlerde devredeyiz örneğin be Eskişehir belediye başkanımızla görüşüyorum Eskişehir’deki oranın su işletme müdürü ile görüşüyorum, Eskişehir DSİ ile görüşüyoruz bunların bir iradede bir karar vermesi lazım. Bura da adil herkesin kabul edeceği bir su akışı sağlanması Polatlı’nın menfaatinedir buna gayret ediyoruz. Eskişehirler olan problem çözülürse sorunun temelinde o yetiyor”

ÇİFTÇİMİZİN SORUNLARINI MECLİSE TAŞIYACAĞIM

Gök, “Pancardaki taban fiyatın belirlenmemesi çiftçimizin önünü görememesine neden oluyor. Geçen yıl ki tohum desteğini daha alamadıklarından yakınıyor çiftçimiz. Bunların biran önce belirlenmesi lazım. Ben bu konuyu önümüzde ki haftada mecliste de gündeme getireceğim. Hem soru önergeleriyle hem de çiftçimizin sorunlarını oraya taşıyacağız. Tüm bunlara baktığımız zaman bir de bir bakıyorsunuz Türkiye’de tarımı ayağa kaldıralım, hayvancılığı ayağa kaldıralım diye bizler mücadele ederken, hükümet yayınladığı bir genelge ile ithalattaki çok önemli ürünlerin gümrük vergilerini sıfırlıyor. Bu ne anlama geliyor; “Hükümet bu süreci Türkiye’de bu süreci iyi yürütemiyor, bunu yönetemiyor.

POLATLI’YI HUBUBAT DEPOSE OLARAK GÖRÜYORUZ

Bir kere çiftçimizin temel su sorunun çözülmesi gerekiyor, ikincisi arpada da yapıldı bu iş arpa ilk çıktığı zaman kamyonlar ilk geldiği zaman ofis almadı, arkadaşlarımızın ürünlerini Büyükşehir devreye girince aldı. Çiftçi önünü görmek zorunda, pancar bakın şuanda yavaş yavaş başlanacak pancar çiftçisi önünü göremiyor yani bedel nedir, çünkü oturup evinde hesap yapacak borçlarını ödeyecek yani Polatlı’yı biz bir hububat deposu olarak görüyoruz. Dolayısıyla çiftimizin günler öncesinden hatta ektiği zaman dahi bir yıl sonraki fiyatı görecek tablo olması lazım”

BEN ANKARA'MIZIN TÜM SORUNLARININ GİDERİLECEĞİNİ GÖRÜYORUM

Ankara Büyükşehir Belediye Bşakanı Mansur Yavaş’ın tarım noktasında kuraklığa tedbir amaçlı aldığı meclis kararı ve Yavaş’ın çalışmalarını değerlendiren Gök “Belediye Başkanımızın yaptığı çalışmalar zaten sadece Ankara kamuoyunda değil tüm Türkiye kamuoyundan ilgi ile ve takdir ile izleniyor. Elbette sayın belediye başkanı Mansur bey 25 yıllık bir yönetimden sonra bir yönetime geldi ve çoğunluğu olmayan bir meclis ile çalışıyor. Ben orada verilen mücadelelerin tanığıyım zaman içerisinde ben Ankara’mızın tüm sorunlarının giderileceğini görüyorum. Ankara’mızın bütün ilçelerini dolaşırken karşılaştığımız en büyük problem bir kere yol problemi. Şimdi bunlar üzerine ciddi bir çalışma yapılıyor. Grup yolları bağlantı yolları yıllarca ihmal edilmiş .Yollar üzerine ciddi bir değerlendirme yapılıyor çalışmalar yapılıyor. Zaman geçtikçe ben önemli hizmetlerin herkesin göreceğini biliyorum çünkü bu çalışmaların yapıldığına tanık oluyoruz” dedi.

TÜRKİYE’DE SAHİPSİZ BİR TARIM KESİMİ VAR

Türkiye’de tarım kesimin sahipsiz olduğunu kaydeden Gök “Sahipsiz bir tarım kesimi var Türkiye’de. Bu sahipsiz kesimin mutlaka bir ayağa kalkması lazım. Bu sahipsiz kesim bir kere tarım girdilerinin, dövizle bağlantılı olması nedeniyle tarım girdilerinde her zaman artan artışlar ama ürün bedellerinde artmayan ürün bedelleri. Çaresiz bir toplum. Örneğin; sütten size bir örnek vereyim sütün geçen yıl ki fiyatı da aynı bu yıl ki fiyatı da aynı ama süt üretimindeki maliyetler, diğer maliyetler, döviz olan maliyetler artıyor ama sütün fiyatı artmıyor. Şuan da süte, litre başına 1 buçuk lira destek vermesi gerekiyor. Ayağa kaldırmamız lazım. Tarımda da öyle. Şimdi biz bir yandan tarımı konuşurken Türkiye’de hükümetin böylesine savrularak yurtdışından; buğday, ay çiçeği, arpa gibi temel ürünlerin ithalatının sıfırlaması bu ülkede tarımın bitmesi anlamına gelir. Bu bence Türkiye dışında başka ülkelerde olan bir uygulama değildir.Yani kendi çiftçisini böylesine görmemezden gelen aldığı bu kararlarla da düşman kesilen ben başka bir hükümette görmüyorum Yurtdışında. Şimdi Rusya’dan gelecek bizim buğdayımız, Arjantin’den gelecek, Kanada’dan gelecek ay çiçeğimiz her nedense oranın çiftçisine para kazandırıyoruz arkadaşlar. 2019 yılında bu hükümet şöyle bir şey yaptı; “ Türk Çiftçisine 2 kalemde buğday ve ay çiçeğinde 17 buçuk milyar destek ödedi. 2 kalem ama biz 2019’da 25 milyar liralık yurt dışından buğday ve ay çiçeği ithal ettik. Yani Türk çiftçisine 17 buçuk milyar lira destek verdik. Yurt dışındaki yabancı ülkelerden 25 milyar liralık buğday ve ay çiçeği aldık. Ya bu nasıl oluyor değerli arkadaşlar? Bu kabul edilebilir bir durum değildir ” dedi.

TÜRKIYE IYI YÖNETILEMIYOR

Tarımda yaşanan bu durumlar Türkiye’nin iyi yönetilememesi. Dünde biz Çankaya’da KOBİ’leri ziyaret ettik. Orada da dertler aynı 6 ay önceki döviz fiyatı ile şimdi ki döviz fiyatı farklı ama sanayicilerimizin sattığı fiyat aynı. Yani girdilerde yüzde 25-30 artış var. Ama sattığı mal aynı fiyat. Bu sürdürülebilir bir ekonomi değildir. Nitekim özellikle dövizlerde ki dalgalanmaları durduramıyorlar. Dolar bir düşüyor, küçük bir düşüş var ama yükselen bir artış var. Bu savrulan Türkiye’nin iyi yönetilememesinin nedenleri var. Biliyorsunuz geçtiğimiz haftalarda Ekonomi Bakanı Berat Albayrak, benim döviz kuruyla işim olmaz, ben dövize bakmıyorum dedi ama herkes dövize bakıyor değerli arkadaşlarım çünkü her şey dövizle alakalı. Geçtiğimiz haftalarda Uğur Dündar köşesine taşıdı; bebek maması, Bebek mamasındaki artış. Ben konuyla ilgili diğer bir bakana sordum Ticaret Bakanına; Niçin bu artış oluyor? Ticaret Bakanı’ da diyor ki; dövizde ki artış nedeni ile artıyor. Şimdi Ticaret Bakanı, ekonomi Berat Albayrağ’ı yalanlıyor ve ona bir gerçeği hatırlatıyor .

AŞİRET TOPLULUĞU İLE TÜRKİYE YÖNETİLMEYE ÇALIŞILIYOR

Kardeşim seni döviz ilgilendirmiyor ama bebek mamasındaki artış nedeni dövizde ki artış. Bu her kalemde böyle. Bu savrulabilir Türkiye var iyi yönetilemeyen bir Türkiye var. Neden; Bir saray var sarayın damadı var. Aşiret topluluğu ile Türkiye yönetilmeye çalışılıyor. Ve bunun altında Türkiye’de kuralların ve kurumların çökmesi var. Şimdi Türkiye’de en üst mahkeme anayasa mahkemesidir. Anayasa mahkemesinin verdiği kararlar kesindir. Ve anayasamıza göre; anayasamızın verdiği kararlar, beli bağlar, kaymakamı, Vali’yi bağlar, Cumhurbaşkanını bağlar herkesi bağlar. Şimdi geçtiğimiz haftalarda bir kriz yaşandı Türkiye’de ve halen yaşanıyor. Milletvekilimiz Enes Berberoğlu ile ilgili anayasa mahkemesinin verdiği kararı bir alt mahkeme davanın görüldüğü mahkeme tanımadı. Yeniden yargılamanın yapılması ve hak ihlalinin giderilmesi bu bir ciddi devlet krizidir. Yani anayasa mahkemesi eğer diğer mahkemeler ve yöneticiler tarafından tanınmıyor ise artık Türkiye’nin demokrasisi, anayasası ciddi bir şekilde sorgulanır, ve nitekim sorgulanıyorda.

TÜRKIYE SAVRULUYOR

Türkiye kuralsız bir toplum haline geldi. Türkiye aşiret bir toplum haline geldi. Anayasa mahkemesinin kararını beğenmekte beğenmesekte ki bizde çoğu kararını beğenmiyoruz ama sonuçta yasa olarak tanımak zorundayız. Eğer bir iktidarın; atadığı mahkeme başkanı ve üyeleri anayasa mahkemesi kararını tanımıyorsa hükümet arka çıkıyorsa Türkiye’nin geldiği nokta artık çok şey söylemesi dahi gerektirmiyor. Hukuka güvenmezsek neye güveneceğiz? Her şeyin başı bir adalet ve hukuktur. Bir hukuk nizamı ortadan kalktığı zaman bu işte aşiret devletleri ortaya çıkar ben Ülkeyi zorla yönetiyorum anlayışı çıkar. Bunu kimseye kabul ettiremezler CHP’ya asla kabul ettiremezler. Dünyaya kabul ettiremezler. Böyle bir tablo Türkiye’ye yakışan bir tablo değildir. Böyle bir tablo da ekonomi savruluyor Niçin? Yabancı sermayede bakıyor ki Türkiye’de en üst mahkemede alınan kararlar uygulanmıyor, ben neden yatırım yapayım deniliyor. Geçtiğimiz aylarda Türkiye’den çok ciddi yabancı sermaye çıktı yurtdışına Niye? Güvenmiyorlar. Bir itilafım olsa ben ne olacağım diyor. Bunları yapıyoruz. Çiftçimize para vermiyoruz.

BİLEĞININ HAKKIYLA SEÇİLMİŞ BIR BELEDİYE BAŞKANI VAR VE ÇAĞRILMIYOR

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın covid 19 salgını ile ilgili İstanbul toplantısına dikkat çekerek Bakan Koca’yı eleştiren Gök “Salgın hastalıklar Bakan bir açıklama yapıyor. İstanbul’da bir toplantı yapıldı. Sağlık Bakanı İstanbul’da bütün bürokratları topluyor Vali var, emniyet Müdürü var. Sağlıkla ilgili tüm bürokratlar var. Koskoca İstanbul’da. İstanbul’da ki salgını geldiği boyutu değerlendirmek için bir toplantı yapılıyor ve İstanbul’un seçilmiş Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu o toplantıya davet edilmiyor. Şimdi böyle bir Türkiye’yi yönetmeleri mümkün mü bu iktidarın? 16 milyonduk İstanbul’da bileğinin hakkıyla seçilmiş bir Belediye Başkanı var ve İstanbul’un salgın meselesi konuşuluyor. İstanbul Belediyesi de bu salgınla mücadele veriyor ama İstanbul Belediyesini görmeyen bir devlet anlayışı. Gök, “Sağlık Bakanı vaka sayılarını tam açıklamayarak zaten büyük bir itibar kaybına uğradı. Şimdi bir de grip aşısı meselesi çıktı. Türkiye’ye getirilen aşı miktarına 1 buçuk milyon olarak telaffuz ediyorlar. Aşka ülkeler 7 milyon 8 milyon doz buluyorlar, Türkiye 1 buçuk milyon bu aşıyı da kimin kullanacağı belli değil. Dün bir seçmenimiz aradı; “ eşim 74 yalında önceki yıl kalp stepi takıldı. Tansiyon hastası bize grip aşısı yapmıyorlar diyorlar” Yani şimdi E-Nabıza gireceksiniz, E- Nabızdan derlerse ki sen risk faktöründesin o şekilde öyle kategoriler koymuşlar ki kimsenin Türkiye’de bu risk grubuna girmesi mümkün değil. 80 yaşındaki bir insan risk tablosunda değil midir? Salgını Yönetemiyoruz, bir grip aşısını Türkiye’de bulamıyoruz. Grip aşısının fiyatına 74 TL rakam koymuşlar. Tüm 83 milyonu aşılasanız, 6 – 6 buçuk milyar gibi bir rakam yapıyor. Şehir hastanelerine müttehitlere vereceğimiz para 60 milyar lira para.

Otoyollarda geçmediğimiz otoyolların parasını ödüyoruz. Kullanmadığımız havaalanlarının parasını ödüyoruz. Niye Devlet Yap- işlet modeli ile yaptırıyor. Örneğin Kütahya havaalanı yaptırıldı geçtiğimiz yıllarda Kütahya havaalanına denildi ki buradan 1 milyon yolcu uçacak anlaştılar eksik kalan kısmı devlet ödüyor firmaya. Kütahya havaalanında uçan yolcu sayısı 100- 150 bin civarında yıllık ama biz 1 milyonluk sözleşme yaptığımız için geri kalan farkı sen ödüyorsun ben ödüyorum Bilal Bey ödüyor, Çoluğumuz çocuğumuz ile ödüyoruz. Geçmeyen köprülerden dolayı müttehitlere para ödüyoruz devlet bunu kendisi yapsaydı şimdiye kadar çoktan masrafını çıkarmış borcu da olmayacaktı. Böyle bir acı gerçekle Türkiye ne yazık ki yaşıyor her alanda savruluyoruz. ” dedi.

 

KÖYDE ELEKTRIK YOK ELEKTRIK OLSA INTERNET YOK

Uzaktan eğitim konusunu irdeleyen Gök “Köyde uzaktan eğitimin alınması için Köyde elektriğin olması, düzenli bir internetin olması lazım ve televizyonun olması lazım bana her gün onlarca şikâyet geliyor. Birçok köyümüze elektrik kesintisi bir geliyor 6 ya da 7 saat yok bir kere elektrik yok. İnternet yok. Birçok yerimizde televizyonda yok. Uzaktan eğitimi sağlayacak alt yapımızda yok. Bir başka sıkıntılı tablo buradaki öğretmenler nasıl bilmiyorum ama Sağlık Bakanlığı bu covid-19’u takip etmek için filyasyon ekipleri kuruyor. Ankara’nın okullarında müdürler, müdür yardımcılarını görevlendirdiler burada da var. Şimdi ne oluyor okulların bir kısmı açıldı 1. Sınıflar 5. Sınıflar falan okulun müdürü, müdür yardımcıları covid hastalarını işte kimleler temas ettiler onlara gidiyorlar, bu atanamayan bir sürü sağlık teknisyeni var onları işe almıyoruz, Milli Eğitim Bakanlığı’nın müdürlerini, müdür yardımcılarını, öğretmenlerini hastalığı takip için gönderiyoruz. Filyasyon ekibine şimdi müdür gidiyor, müdür yardımcısı gidiyor, öğretmenler gidiyor okula geliyorlar e okuldaki öğrenciler biz filyasyonu takip edeceğiz derken o müdürler müdür yardımcıları potansiyel bir taşıyıcı olarak geliyorlar bizim yavrularımızla birlikteler”

 

ŞIMDI NERESINE VURURSAK DÖKÜLECEĞIMIZ BIR TÜRKIYE VAR

bu böyle gitmez değerli arkadaşlar bu böyle gitmez bu Türkiye’nin bu tablosunu değiştirmek hepimizin elinde bunu da yapacak gücümüz var potansiyelimiz var. Ben her yerde görüyorum bu iktidar kaybettiğini de gördükçe gittikçe de otoriter bir yapıya bürünmeye çalışıyor. Baskıyla toplumu baskılayarak korkutmaya sindirmeye çalışıyor ama kimsenin korktuğu yok sindiği yok”dedi.

HBR AYSUN YILMAZ BENLİ